21 Kasım 2010 Pazar

Y-YANGIN


Organlara (kalp, mide, bağırsak, akciğer, karaciğer…) kan taşıyan bütün damarların birtakım mühim noktalarında “Mohikanlar gibi” ateşler yakmış. (Yandığında “ateş” olur, “ateş yakılmaz” deme!) Yanıyor ki ne yanıyor. Alyuvarlar bilseler vücudun yüzde 90’ı sudur, söndürecekler. Neyse ki bilmiyorlar; çünkü meselemiz söndürmeden taşımaya çalışmak o yangını. Donarak ölmektense yanarak kül olmalı.

13 Kasım 2010 Cumartesi

3 Kasım 2010 Çarşamba

H-HEP KAZANIRSIN EY ÇÖZÜMSÜZLÜK!






















...

İki kalp arasında en kısa yol:
Birbirine uzanmış ve zaman zaman
Ancak parmak uçlarıyla değebilen
İki kol.

İki çay söylemiştik orda, biri açık,
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

Merdivenlerin oraya koşuyorum,
Beklemek gövde gösterisi zamanın;
Çok erken gelmişim seni bulamıyorum,
Bir şeyin provası yapılıyor sanki.

Kuşlar toplanmışlar göçüyorlar
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

Yalnızlığı soruyorlar, yalnızlık,
Bir ovanın düz oluşu gibi bir şey.
Hiç bir şeyim yok akıp giden sokaktan başka
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

Seni o kadar yakından görünce
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

Hızla geçen otobüslerin ardında benzeşmek..
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

Tanrım gerçekten çocukluk günlerinizde mi?..
Eşiklere oturmuş bir dolu insan
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

An ki fıskıyesi sonsuzluğun
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

...

Cemal Süreya, 'Sevda Sözleri, 1984

2 Kasım 2010 Salı

H-HATANI AL DA GEL


Çok hata yapıyorum. Öyle böyle değil, bazen sonrasında bazen yaparken farkına varıyorum, çok hata yapıyorum. Düzelttiklerim, bir daha yapmayacağım deyip bir daha yapmadıklarım da var, bir daha yapmayacağım deyip tekrar tekrar yaptıklarım da. Bazılarına evet bu hata deyip, ama düzeltmeyeceğim, öyle kalsın diyorum. Yani hata yapmak kötü değil, düzeltmediklerimiz de… Ama gizlediklerimiz…

S-SIÇRAMA


Bob Beamon (uzun atlamacı), 1968 Meksika Olimpiyatları’nda 8.90 atlamış. 8 metre 90 santimlik mesafeyi havada kat etmiş. Ta 27 yıl sonra Carl Lewis geçebilmişti Beamon’ın rekorunu. 27 yıl havada asılı kalmış Beamon. Öyle iyi bir sıçrayış yapabilmesinin en mühim koşulu Beamon’ın, önce birkaç adım geri gitmesiydi. Önce birkaç adım geri gitmek gerekirmiş iyi bir sıçrayış için.

20 Ekim 2010 Çarşamba

G-GEMİLER UYANMASIN


Rodin’in ne boktan bir adam olduğunu anlamak için Camille Claudel’e bakmak, bir de John Berger’ın “Rodin ve Cinsel Egemenlik” (“O Ana Adanmış”) adlı denemesini okumak yeterli. Michelangelo’nun “Mermere sıkışan melek”ini andıran bir sözü var Rodin’in: “Taşın fazlasını atıyorum geriye heykel kalıyor.”

Kendimin fazlasını atınca geriye ne kalır? Daha hakiki bişey?.. Sanatçı da değiliz ki fazlanın fazla olduğunun farkına varalım. Hele bir de “fazilet”le aynı kökten gelmesi tereddüt ettiriyor, vardır bir hikmeti diye. Fazla oluyorsun…

Gemiler uyanmasın camlar buğulanmasın. Çok fazla…

N-NE DİYE?..


Şu âlemi yüce rabbim yarattıysa eğer, kendini Tanrı sanan akıllı bir şizofren şunu sorar: Üstelik bir de son okumasını yapmadan bolca tashihi olan kitap gönderdiğin (gönderdiğim), kalbimi (kalbini) darmadağın eden şu dünyayı, bu kadar mutsuzluğu ortaya çıkarmak uğruna o kutsal hiçliğini (hiçliğimi), mükemmel sessizliğini (sessizliğimi), ulaşılamaz dinginliğini(dinginliğimi) bozmaya ne diye kalkıştın (kalkıştım)?


Resim: 'Âdem'in Yaratılışı-Sistine Şapeli', Michelangelo Buonarroti, 1508-1512