8 Ocak 2010 Cuma

K-KESMEŞEKER


Duymuştum Şehirdeydim

Neredeyiz biz? Sakin miyiz?
Karanın bittiği bir yerde, bir yerdeyiz.
İçmişiz biz, sudan da başka.
Benim de bir derdim vardı bu adamda.
Ne dersiniz? Neredeydiniz?
Aşk… Hmm.. duymuştum şehirdeydim.

Zenginiz biz, çok çoook…
Paranın bittiği yerde, bir yerdeyiz.
Teselliyiz. Ah.. kendimize…
Acayip rüzgâr çıktı ah, girerken tam denize.

Kargasekmez Yokuşu’nda, kuşlar gördük kış başında.
E, gelmişti güneylerim, a duymuştum şehirdeydim.

Dolu yağdı yılbaşında.
Kulağımda ‘La Bamba’.
Por ti sere demiş miydim; a duymuştum şehirdeydim.

Haklıymışsın, hayat fani.
E, faniyse tıbben yani.
Hipokrat dans ederdi. Tıp! Duymuştum şehirdeydim.

Kuşlar sekti kalp yolunda, bir şehir yok haritada.
İsmi varsa cismi yok; duymuştum şehirdeydim.
‘Tek derdimiz aşk’ demiştin.
Hımmm…
‘Tek derdimiz aşk’ demiştin.
Duymuştum şehirdeydim.
A duymuştum… E şehirdeydim…
‘Tek derdimiz aşk’ demiştin.
Duymuştum… Yanlış mı duymuşum… Öyle dememiş miydin ?
‘Tek derdimiz aşktı’ demiştin. E duymuştum. Yanlış…
Yanlış duymuşum. Olabilir…
A duymuştum, şehirdeydim…
(Ya sonra) Sakinnn…


Kesmeşeker, 'Kum', 2004

K-KÖRLER HİKÂYESİ


Pieter Brueghel (Baba), 'Körler Hikâyesi', 1568

7 Ocak 2010 Perşembe

A-AHH GÜZEL İSTANBUL


Ben bir küçük cezveyim,
köşe bucak gezmeyim.
Ben bir küçük cezveyim,
elden ele gezmeyim.

Verin benim yarimi,
boynu bükük gezmeyim.

Gülen az gülen az, ağlayan çok gülen az.
Gülen az gülen az, ağlayan çok gülen az.

Ben âşık sevme beni,
dertlere salma beni.
Ben âşık sevme beni,
dertlere salma beni.

Götür sarrafa göster,
Kötüysem alma beni.

Gülen az gülen az, ağlayan çok gülen az.
Gülen az gülen az, ağlayan çok gülen az.

'Ahh Güzel İstanbul', Atıf Yılmaz, 1966

E-EN-DE-TURA-BİR-Kİ-ÜÇ


En-de-tura-bir-ki-üç: Güzellik! Yap bi güzellik… Güzeliz ama di mi. Güzeliz. En-de-tura-bir-ki-üç: Çirkinlik! Eskiden güzeldik şimdi çirkin olduk. Ne çabuk. Güzel ve Çirkin. Cam kavanozdaki gülün son yaprağı düşmeden Güzel Çirkin’i öperse Çirkin yeniden prens olacak. Sonra evlenecekler, Prens Kral olup serfleri çalıştırıp Haçlı Seferi’ne katılacak.

En-de-tura-bir-ki-üç: Maymunluk! Komik olma mânâsında yani. Adamı maymun ettin valla. Ha bire kafasını kaşıyor zaten. Ver eline bir muz, uzaya gönder, Andromeda’da hayat var mı öğrensin pezevenk. Maymun kalmaktansa insanlık için küçük bir adım atsın. Yerçekimi de yok, kebap. En-de-tura-bir-ki-üç: Delilik! Akıllı ol! Benim için hele, hiç deli olma. Deli deli küpeli, Yusuf Küpeli. “Partimizin ideolojik - politik - örgütsel - stratejik ilkelerini… partinin genel komitesinden habersiz tezgâhlama gayreti içinde olan sizlerin…”


En-de-tura-bir-ki-üç: Artizlik! Artistlik olmalı doğrusu. Artizlik yapma. Rejisör ol. Prodüktör ol. Kondüktür ol. Artizlik yapma. Sağdan say:Un-deux-trois-bir-ki-üç!

6 Ocak 2010 Çarşamba

K-KAHVECİ GÜZELİ


Burası Issız Sokak. Adı gibi ıssız gerçekten. Neredeyse tek ses evlerden gelen mutfak faaliyetleri. Bazen de bir bir radyodan, şarkı mı artık, haber mi ama her koşulda öğle vakti uykuya davet eden bir ses. İki katlı bir ev. Girişte ev sahibi oturuyor. Oysa ev sahipleri hep üst katlarda oturur, tuhaf… Bir büfenin üzerinde süs eşyaları: Osmanlı döneminin insanlarını temsil eden küçük bebek mi denir kukla mı, onlardan dizili. Kapalıçarşı’da hâlâ satılıyor. Küçük bir gece lambası gondol. Venedik’ten alınmamıştır herhalde.Ve bir duvar halısı: ‘Kahveci Güzeli’

1 Ocak 2010 Cuma

R-ROPE ON FIRE


Hand over hand up the lifeline, luckily the knots stay tight.
Silhouettes of the two of us climbing,
climbing up a rope on fire.
Climbing up a rope on fire.

Trapped in a room in a fortress,
running outta air to breathe.
Only seconds to go and we'll break free,
I didn't think that we would reach.

Only the two of us can disconnect the bomb.
And save ourselves before the oxygen is gone.
I'll call for backup, you start to scream.
It's not the first time we've been in this dream.

She ripped the wings right off my back.
She whispered deep, keep it on the track.
She said you're no angel, no angel anymore.

All the wheels are coming loose.
Close-up shot of a burning fuse.
The sky is filled with question marks.
Will the chains come apart?
These few seconds that I've left to go.
Flames and chaos down below.
And the earth opens wide.
Got to climb a rope on fire.

Look at the clock. Look at the clock.
Make it to the car but the car won't start.
Me try to move the car but there's no more time.
We'll have to climb a rope on fire.

Hand over hand up the lifeline,
luckily the knots stay tight.
Silhouettes of the two of us climbing,
climbing up a rope on fire.
Climbing up a rope on fire.
Climbing up a rope on fire.

Only the two of us can disconnect the bomb.
Then save ourselves before the oxygen is gone.
I'll call for backup. You start to scream.
It's not the first time we've been in this dream


Morphine, 'The Night', 2000

30 Aralık 2009 Çarşamba

G-GÜZEL DAVET


























Fotoğrafın “ân”la ilgili olduğu kesin. Kötümser yorum, ânı öldürerek ölümsüzleştirmek… Ânı içine almak daha doğru gibi. Resim daha farklı. Ânın yayılışı… Şimdi’den geçmiş’e ve gelecek’e bir yayılış… Zamanın yekpare hâli böyle bir şey herhâlde. Resim yaparken yalnız kalınmaz, tüm zamanlar tuvale sıçrar; kaçış noktaları davetle birleşir. Birisi uzakta, başka bir zamanda resim yapıyor. Hiçbir güzel davet reddedilmez